Geri

SAĞLIKTA KATKI PAYININ KALDIRILMASI İÇİN SGK ÖNÜNDE EYLEM YAPTIK

13 Ekim 2009, Salı | 16:11

Akp hükümeti, “bu kadarına da pes” dedirtecek uygulamaların da ötesine geçti. Siyasi iradenin ne vatandaşın boğazından ne de cebinden elini çekmeye niyeti var. Artık patlama noktasına gelen dar ve sabit gelirlilerin hastalanmaya hakkı bile yok. Sağlıkta reform adı altında başlatılan katkı payı uygulamaları ne akla ne mantığa uymuyor… Türkiye Kamu-Sen olarak bundan önce sağlık paralı hale getiriliyor diye uyarmıştık, bundan sonra da uyarmaya devam edeceğiz… Artık Susmak Yok!...

Türkiye Kamu-Sen emeklinin, kamu çalışanının, işçinin kısaca dar ve sabit gelirlinin sesi olmaya devam ediyor. Kapalı kapılar ardında, sessiz sedasız çıkan yasalarla vatandaşın ümüğü sıkılırken asla sessiz kalmayacağız. Türkiye Kamu-Sen düzenlediği eylemle Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Müdürlüğü önünde Sağlıkta Katkı Payı uygulamasını protesto etti. Kısılan, sindirilen çoğunluğun çığlığını duyurmaya çalıştık. Bu çığlık önümüzdeki günlerde çoğalarak devam edecektir. Düzenlenen eylemde “Deli Dumrul Köprüsü” mizansen haline getirilerek sağlıkta katkı paylarının vatandaşı ne hale getirdiği sahnelendi.

Daha sonra açıklama yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız sağlık uygulamalarında yaşanan sıkıntıları bütün açıklığıyla haykırdı. Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız konuşmasında şunları söyledi:

“Sosyal güvenlik reformu aldatmacasıyla bir yılı geride bıraktık. Hem ekonomik hem de hizmet sunumu anlamında bakıldığında geçen bir yılın vatandaşlarımızdan neler alıp götürdüğü görülecektir. Türkiye Kamu-Sen olarak 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sakıncalarını anlatabilmek için yaptığımız eylemlerin haklılığı, uygulama safhasında ortaya çıkmıştır. Hatırlanacağı gibi Konfederasyonumuz, bu kanunun vatandaşlarımızın emeklilik ve sağlık haklarını budayacağını; emekli olmayı zorlaştıracağını, sağlığı paralı hale getireceğini söylemişti. Kanunun sakıncalı maddelerinin yeniden düzenlenmesi için basın açıklamaları, mitingler, eylemler gerçekleştirdik. En son yaptığımız bir saatlik iş bırakma eylemi, sağlık hizmetlerinde vatandaşlarımızın cebine el atılacağını vurgulamak ve hükümeti bu niyetinden vazgeçirmek içindi. Bir yıl içinde; Emeklilik yaşı 60’tan 65’e çıktı.Başka geliri olan dul eşe bağlanacak ölüm aylığı oranı %75’ten %50’ye düşürüldü.20 ay askerlik borçlanması için ödenecek para 2 bin 772 TL’den 4 bin 440 TL’ye yükseltildi.Yaşla sınırlı olmaksızın ana-babalarından sağlık yardımı alan kız çocuklarına yaş sınırı getirildi.Emekli olduktan sonra çalışmaya devam edeceklerin emekli maaşlarının kesilmesi kararlaştırıldı.Asgari ücretin üçte biri kadar geliri olan, 18 yaşın üstündeki herkesten –eğitim görmemeleri kaydıyla- Genel Sağlık Sigortası adı altında prim alınmaya başlandı.İşsiz kalanların sağlık sigortası 6 aydan 3 aya düşürüldü.Sağlık hizmetlerinin sunumunda alınan katılım payları artırıldı.Sosyal güvenlik açıklarını azaltmak üzere yapıldığı iddia edilen bu düzenlemelere rağmen, bu konuda başarılı olunamadı ve yıl sonuna kadar Sosyal Güvenlik Kurumunun açığının 50 milyar TL’yi geçeceği ifade ediliyor.Seçim öncesinde siyasi rant sağlamak için yapılan uygulamaların cezası yine vatandaşa kesilmekte, yanlış yönetimden kaynaklanan sosyal güvenlik açıkları bizlere ödetilmeye çalışılmaktadır. Tek çatı altında toplanan kurum çalışanları ayrımcılıktan, sendikal baskılardan bıkmış durumdalar. Bilhassa ilçelerde açılan merkez müdürlüklerindeki müdür görevlendirmelerinde yapılan adam kayırma ve adaletsizlikler, kurum çalışanları arasında huzursuzluk yaratıyor. Kurum çalışanlarına yapılan performans adı altındaki ilave ödemeler keyfiyet haline gelmiştir.Kurumun oluşumunun üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen tam 4 başkan değişti.Bir çok görev, vekaletle yürütülüyor.Çalışanlarının mutsuz olduğu, adaletsiz uygulamaların kol gezdiği kurumdan hizmet verenler de hizmet alanlar kadar rahatsız.İşte reformun içyüzü bundan ibarettir.Adına reform denilen aldatmaca, son bir yıl içinde sosyal devlet ilkesinin son kırıntılarını da alıp götürmüştür.

Sosyal Güvenlik Kanunu ile hastanelerin paralı olacağını, muayenelerde, tedavilerde, kullanılan araç gereçlerde ve ilaç bedellerinde vatandaşlarımızın cebinden çıkacak paranın artacağını söylemiştik. Bizler eylem yaparken, Sayın Başbakan bizi yalan söylemekle ve vatandaşları kandırmakla suçlamıştır.O gün bizleri eleştiren ve mücadelemizi kırmaya çalışanlar, bugün haklılığımızı gördüler.Şimdi hastaneye her gidişimizde bizlerden para alıyorlar.Devlet hastanelerinde muayene başına 5 TL, özel hastanelerde her muayene için 12 TL katılım payı ödüyoruz.Ayrıca eczaneye gittiğimizde reçete başına 3 TL alınıyor.Tedavilerde ve kullanılan araç gereçlerde katılım payı adıyla alınan paralar artırıldı.Üstelik bu paraların çoğu bizim haberimiz olmadan maaşlarımızdan otomatik olarak kesiliyor.Madem hastaneye her gidişimizde para ödeyeceğiz, neden bir de sağlık sigortası primi ödüyoruz?Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de kişi başına yıllık 4 muayene yapılıyor.Başka bir deyişle yılda ortalama dört kez doktora gidiyoruz.Muayene katılım payı, reçetelerden alınan 3 TL, ilaç ve tedavi katılım payları ile birlikte 70 milyon nüfustan yıllık toplam en az 10 milyar Lira gasp ediliyor.Yani yılda kişi başına ortalama 143 TL’miz hastanelerde biz farkına varmadan cebimizden alınıyor.Dört kişilik aileden kesilen para yıllık 572, aylık 48 TL. En düşük memur maaşına yapılan zam ortalama 37,5 TL. Bir taraftan kaşıkla verirken, diğer taraftan kepçeyle gözümüzü oymaya çalışıyorlar.Hastaneye adım attığımız andan ilacımızı alıncaya kadar yolunacak kaz muamelesi görüyoruz.Bu dönemde tedavi, hastalıktan daha acı verici hale geldi.Siyasi irade hastaneleri “Deli Dumrul Köprüsü”ne dönüştürmüştür.Girenden çıkandan para almaktadır.Bizler hastanelerin ticarethane mantığıyla işletilmesini asla kabul etmiyoruz.Deli Dumrul dayatmasıyla alınan katılım paylarının sona erdirilerek, sosyal devlet ilkesinin tam olarak hayata geçirilmesini istiyoruz.

Bu uygulamalar, sözde reformun ilk yılı içinde gerçekleştirilmiştir; yani bunlar başlangıçtır. Bu mantık devam ettiği sürece, ileride sağlığın tamamen paralı olma tehlikesi vardır. Bu zihniyete dur denilmezse, gelecekte bizleri çok daha zorlu günler beklemektedir diyor, hepinize saygılar sunuyorum.”

Büyük destek alan konuşmanın ardından toplanan kalabalık sloganlarla AKP hükümetini proteste etti. Eyleme çok sayıda kamu çalışanı ve sendika yöneticisinin yanı sıra Türk Eğitim-Sen Genel başkanı İsmail Koncuk, Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak, Türk Haber-Sen Genel Başkanı İsmail Karadavut, Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Nazmi Güzel, Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, Türk Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Hasan Hüseyin Yılmaz, Türk Yerel Hizmet-Sen Genel Başkanı İlhan Koyuncu da hazır bulundu.

 




Foto Galeri

Toplam fotoğraf sayısı: 1